Duâya e’ûzü besmele Allahü teâlâya hamdü senâ ve Resûlüne salâtü selâm ile başlamalıdır! Peygamber efendimiz duâya başlarken; “Sübhâne Rabbiyel aliyyil a’lel vehhâb” derdi.

Allahü teâlâ salevât-ı şerîfeyi kabûl eder. Duânın başı ve sonu kabûl olunca ortasının kabûl olmaması düşünülmez.

Peygamber efendimiz  (ASM)“Allahü teâlâya günah işlemiyen dil ile duâ edin” buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı suâl edilince “Birbirinize duâ edin! Çünkü ne sen onun ne de o senin dilinle günah işlemiştir” buyurdu.

Yine buyurdu ki: Duânın kabûl olması için iki şey lâzımdır. “Duâyı ihlâs ile yapmalıdır.”

Yediği ve giydiği helâldan olmalıdır. Haramla beslenen, haram işler yapmaktan vazgeçmeyen ve haramda israr eden insanların duası makbul değildir.

Bu konuda, Bediüzzzaman Said Nursi hazretleri, mektubat adlı eserinde şunları söylemektedir.

“Ezcümle (Örneğin), dua edileceği vakit, istiğfar ile mânevî temizlenmeli; sonra, makbul bir dua olan salâvat-ı şerifeyi şefaatçi gibi zikretmeli ve âhirde yine salâvat getirmeli. Çünkü, iki makbul duanın ortasında bir dua makbul olur.

“Hem بِظَهْرِ الْغَيْبِ yani gıyaben ona dua etmek,

Hem hadiste ve Kur’ân’da gelen me’sur dualarla dua etmek; meselâ,

اَللّٰهُمَّ اِنِّى اَسْئَلُكَ الْعَفْوَ وَالْعَافِيَةَ لِى وَلَهُ فِى الدِّينِ وَالدُّنْيَا وَاْلاٰخِرَةِ

رَبَّنَاۤ اٰتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلاٰخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

gibi câmi dualarla dua etmek

Hem hulûs ve huşû ve huzur-u kalble dua etmek,

Hem namazın sonunda, bilhassa sabah namazından sonra,

Hem mevâki-i mübarekede (mübarek mevkiledre), hususan mescidlerde,

Hem Cumada, hususan saat-i icabede,

Hem şuhur-u selâsede (3 aylarda) , hususan leyâli-i meşhurede (mübarek gecelerde),

Hem Ramazan’da, hususan Leyle-i Kadirde (Kadir gecesinde) dua etmek, kabule karin olması rahmet-i İlâhiyeden  kaviyen  me’muldür. (Mektubat, 23. Mektup, Said Nursi)